Oyun Oynamak Bir Kaçış mı, Yoksa Bir İhtiyacın Sinyali mi?
Bazen oyun oynamak sadece eğlence sağlar.
Ama bazen de oyun, hayatın ağırlığından kısa bir mola olur. Çünkü hayatın getirdiği sorumluluklar, yük gibi hissedilir. Bu aşamada kişi, bazı psikolojik sıkıntılarla yüzleşebilir.
Psikolojik sıkıntı dediğimiz şey; kişinin yaşadığı stres, kaygı, mutsuzluk ya da yalnızlık gibi zorlayıcı duyguların birikmesiyle ortaya çıkan içsel sıkışmışlık halidir. Özellikle üniversite dönemi gibi yoğun ve belirsiz süreçlerde bu duygular daha da artabilir. Akademik baskı, gelecek kaygısı, ilişkiler, maddi sorunlar… Hepsi aynı anda kişinin omuzlarına yük olabilir.
Araştırmalar, kaygı, depresyon ve yalnızlık yaşayan bireylerin oyunlara daha fazla yöneldiğini göstermektedir (Kardefelt-Winther, 2014; El-Shabrawy ve ark., 2024; Jeon ve ark., 2023). Çünkü oyunlar hızlı bir rahatlama sağlar. Gerçek hayatta kişiye zor gelen başarı hissi, kontrol duygusu ya da ait olma ihtiyacı, sanal ortamda daha kolay karşılanabilir.
Özellikle kendini yetersiz ya da başarısız hisseden kişiler için oyun dünyası daha güvenli bir alan haline gelebilir. Orada kurallar oldukça nettir. Başarı ölçülebilir. Kontrol sizdedir. Bu da geçici bir iyi hissetme sağlayabilir, fakat bu aşamada sorun sadece oyun oynamak değildir.
Sorun, oyunların zor duygularla baş etmenin tek yolu haline gelmesidir.
Yüksek düzeyde stres, kaygı ve duygusal zorlanma yaşayan gençlerin internet oyun bağımlılığı geliştirme riskinin daha yüksek olduğu bilinmektedir. Bu nedenle belki de sorulması gereken soru şudur:
“Neden oyun oynamaya ihtiyaç duyuyorum?”
Çünkü çoğu zaman ekranın arkasında bir kaçış değil, karşılanmamış bir ihtiyaç vardır.